|
-Divanü Lügati't-Türk'ü yazışının 925. yılı dolayısıyla büyük Türk dilcisi Kaşgarlı Mahmud'un ruhuna ithaf olunur.-
| Kelime türleri | Sayı | % |
| İsim | 92 | 58.9 |
| Fiil | 30 | 19.1 |
| Sıfat | 29 | 18.4 |
| Zarf | 5 | 3.1 |
| Edat | 1 | 0.6 |
| Toplam | 157 | %100 |
| İsimler | Sayı | % |
| Akrabalık ismi | 5 | 5.4 |
| Araç ismi | 28 | 30.4 |
| Bitki ismi | 5 | 5.4 |
| Edebî tür ismi | 1 | 1.1 |
| Eşya ismi | 3 | 3.2 |
| Giyim/kuşam ismi | 2 | 2.1 |
| Hastalık ismi | 6 | 6.5 |
| Hayvan ismi | 8 | 8.7 |
| Koku ismi | 2 | 2.1 |
| Mekân ismi | 4 | 4.3 |
| Meslek ismi | 3 | 3.2 |
| Mevsim ismi | 1 | 1.1 |
| Organ ismi | 2 | 2.1 |
| Renk ismi | 2 | 2.1 |
| Soyut isim | 16 | 16.3 |
| Yiyecek/içecek ismi | 5 | 5.4 |
| Toplam | 98 | %100 |
| ağdık | DS "yaramaz, sırnaşık; ters, aksi, yanlış, değişik" (I 87) DLT aġduk "bozuk, belirsiz, değişik" (I 65) ~aġduk "karışık, bozuk, kusurlu, ters, aksak, eksik" YTS 3; ağduk "fault, defect; useless, bad; excessively heavry" EDPT 80 |
| ağlak | DS "ıssız, tenha, boş, açık" (I 101) DLT aglak "ıssız, çorak, oturulmayan yer, boş" (I 119) ~ağla:k "uninhabited, remote, lonely" EDPT 84 |
| ağrık | DS "ağrı, sancı, yel" (I 110) DLT agrıg "ağrı" (I 98) ~aġrıġ "ağır, zahmet, huzursuzluk, hastalık" KB/421; aġrıġ "pain, painful" EDPT 90 <aġrı-; aġrıġ "ağrı, hastalık, sızı" EUTS 7; Kökt. aġrı- "hastalanmak" (BK G/9) |
| ağrık | DS "eşya, yük, yolculukta gönderilen eşya, ağırlık" (I 109) DLT aġruk "pılı pırtı, ağırlık, yük" (I 99) ~aġrık "ağırlık, eşya, ev eşyası" YTS 5; aġrıġ "a heavy objekt, heavy baggage" EDPT 90 |
| al | DS "düğünde güveyin üzerine atılan mendil büyüklüğünde kırmızı bez" (I 166) DLT al "eğer örtüsü yapılan turuncu ipek kumaş" (I 81) |
| alkınmak | DS "şaşırmak, alıklaşmak" (I 223) DLT alkınmak "mahvolmak, yok olmak, bitmek, tükenmek" (I 82, 195) ~alkın- "to use oneself up, exhaust oneself" EDPT 138-139; alkmak "azalmak, bitmek" EUTS 12; Kökt. alkın- "azalmak, mahvolmak, bitmek" (KT G/9; BK K/7) |
| aran | DS "ova, kuytu, sıcak yer, kışlak" (I 298) DLT. aran "ahır, at tavlası" (I 76) ~aran "a stable" EDPT 232 |
| aşu[4] | DS "boya yapılan kırmızı toprak" (I 363) DLT aşu "kırmızı toprak, aşı toprağı" (I 89) ~aşu "red ochre" EDPT 256 |
| atasaġun | DS "alim, tabip" (I 366) DLT atasaġun "hekim, doktor" (I 86, 403) |
| aymak | DS "söylemek, anlatmak, nakletmek, konuşmak", (I 421) DLT. aymak "söylemek" (I 36) ~aymak/eyitmek "söylemek, devamlı anlatmak" YTS 87; ay- "demek, söylemek" KB/82 |
| ayrı | DS "saman ya da başak demetlerini toplamak için yapılmış alet" (I 430) DLT ađrı "buğday temizlemek için kullanılan yaba, çatal, çatal değnek" (I. 126) ~ađrı "forked, a forked objekt" EDPT 63 |
| balġam | DS "sulu çamur" (II 503) DLT balk "çamur" (I 379) ~Kökt. balık "çamur" (KT K/8) |
| bayak | DS "demin, az önce" (II 575) DLT baya "az önce" (I 37) ~bayak "demin, az önce" YTS 28 |
| bayık | DS "doğru, gerçek, şüphesiz", (II 579) DLT bayık "doğru söz" (III 166) ~bayık "açık, belli, aşikar, gerçek, kuşkusuz" YTS 28 |
| bayımak | DS "zengin olmak", (II 579) DLT bayumak "zenginleşmek", (III 274) ~bayımak "zengin olmak" YTS 28; bayu- "zenginleşmek" KB/895; bayu- "to be, or become, rich" EDPT 384; bayımak "zenginleşmek, varlıklanmak" EUTS 36; Kökt. bay "zengin" (KT D/29) |
| beleg[5] | DS "erkeğin kız tarafına verdiği düğün hediyesi" (II 608) DLT belek "armağan, konuğun getirdiği armağan" (I 385) ~belek "hediye, armağan" YTS 30; beleg "a gift" EDPT 338 |
| belgi | DS "nişan" (II 616) DLT belgü "alamet, nişan" (I 427) ~belgü "alamet, nişan" KB/180; belgü "sign, mark" EDPT 340; belgü "alamet, sembol, işaret, belge" EUTS 38 |
| belik | DS "işaret, iz, nişan" (II 617) DLT belik "yara yoklamak için kullanılan mil" (I 385) ~belik "nişane, alamet, örnek" YTS 30 |
| boduk | DS "deve yavrusu" (II 720) DLT botuk "deve yavrusu" (III 218) ~botu "camel, colt, usually under a year old" EDPT 299 <Mong. botogan |
| boğ | DS "bohça", (II 722) DLT boġ "bohça, eşya konan heybe" (II 133) ~boġ "bohça" YTS 36; bo:ġ "bundle" EDPT 311 |
| bök/böke | DS "aşık kemiğinin yumru tarafı", (II 767) DLT bök "aşığın sırtının yukarı gelmesi" (III 130) |
| bökmek | DS "dolmak, taşmak", (II 767) DLT bökmek "eğilerek yere kapanmak; gözü doymak" (II 18) ~bög- "to collect, gather together" EDPT 324 |
| çağlu | DS "kepçe şeklinde balık ağı" (III 1257) DLT çawlı "tutma süzgeci" (III 442) ~ço:vlı "a sieve for sifting cereals" EDPT 397 |
| çağşak | DS "eski" (III 1038) DLT çahşak "kurutulmuş kaysı, üzün gibi meyveler" (I 469) ~çahşamak "sarsılıp gevşemek, kağşamak" YTS 48; çaxşa:k "stony ground" EDPT 412 |
| çahrak | DS "dağların yıpranmış yerleri" (III 1040) DLT çakrak "kel, dazlak" (I 469) ~çakrak "bald" EDPT 410 |
| çal[6] | DS "ala renk" (III 1047) DLT çal "alaca, kır" (III 156) ~çal "alaca, kır" KB/1098; çal "grey" EDPT 417 |
| çart | DS "suların getirdiği çer çöp" (III 1084) DLT çart "parça" (I 341) |
| çekik | DS "serçe büyüklüğünde tarla kuşu" (III 1112) DLT çekik "serçeye benzer alacalı bir kuş ki kayalıklarda bulunur" (II 287) ~çekük "tarla kuşu" YTS 52; çekik "the lark" EDPT 415 |
| çetük | DS "kedi yavrusu", (III 1152) DLT çetük "kedi", (I 388) ~çetük "kedi" YTS 53; çetük "cat" EDPT 402 |
| çığ[7] | DS "süt kazanlarının üzerine kapatmak için kamıştan yapılan örtü" (III 1158) DLT çıġ "göçebelerin sele sazı ile yaptıkları çadır örtüsü" (III 128) ~çığ "çadırlarda çubuklardan örülmüş paravana gibi bölme" YTS 54; çuġ "bundle" EDPT 405 |
| çıkana | DS "kız kardeşinin çocuğu, yeğen" (III 1165) DLT çıkan "yeğen, hala ve teyze oğlu" (I 402) ~çıkan "the son of one's maternal aunt" EDPT 409; Kökt. çıkan "yeğen, teyze oğlu" (KT K/13) |
| çin | DS "öz, katıksız", (III 1225) DLT çin "iyice, büsbütün" (III 357) ~çin "gerçek, doğru, halis" YTS 56; çı:n "true, genuine; truth" EDPT 424; çın "gerçek, gerçeklik, doğru" EUTS 61, <Çin. chên "dürüst, doğru" (Alt.Gr. 272) |
| çöğen | DS "ucu eğri baston" (III 1279) DLT çögen "topu çekmek için kullanılan ucu eğri bir değnek, çevgen" (I 187) ~çögen "a stick with a curved end" EDPT 416 <Far. çewgân |
| dirkeşmek | DS "arka arkaya tek sıra olmak" (V 1518) DLT tirkeşmek "toplanmak, toplaşmak, derleşmek" (I 149) ~tergeş- "to walk" EDPT 545-546 |
| eğir[8] | DS "karın ağrısına karşı kullanılan bir çeşit kök" (V 1678) DLT egir "karın ağrısını sağaltmak için bir kök (ilaç)" (I 53) ~egir "karın ağrısına kullanılan bir kök, andız" YTS 78; egir "a medicinal root" EDPT 112 |
| eğirmek | DS "hayvanları bir araya toplamak" (V 1679) DLT egirmek "sevketmek, döndürmek, çevirmek" (I 178) ~egirtmek "kuşatmak, sarmak, muhasara etmek" YTS 78; egir- "to surround, encircle" EDPT 113; egirmek "eğirmek, çevirmek, kuşatmak" EUTS 69; Kökt. egir- "kuşatmak" (BK K/7) |
| eğme | DS "gölgelik, kaya altı", (V 1681) DLT egme "evin kemeri" (I 130) |
| ekece | DS "yaşı küçük olduğu halde sözleri ve işleri büyük olan çocuk" ( V 1692) DLT ekeç "akıllı, küçük kız, büyüklük eseri gösteren küçük kız" (I 52) ~eke "junior (paternal) aunt; elder sister" EDPT 100; eke "abla" EUTS 70; Kökt. eke "abla" (KT K/9) |
| elduran | DS "dağlarda yetişen ve çayı pişirilen bir çeşit ot" (V 1708) DLT eldrük "üzerlik otu ve tohumu" (III 12, 412) |
| emeç | DS "hedef" (V 1732) DLT emeçlemek "nişan almak" (I 299) ~amaç "a target" EDPT 156 |
| endik | DS "utangaç, sıkılgan", (V 1747) DLT endik "şaşkın" (I 106) ~endikmek "şaşlamak, acemilik göstermek, şaşırmak, ürkmek" YTS 83; endik "simple-minded, stupid" EDPT 177 |
| enemek[9] | DS "hayvanlara işaret koymak amacıyla kulaklarını kesmek ya da boynuzunu kertmek" (V 1750) DLT ñnemek "enemek, kulaktan bir parçasını kesip imlemek" (III 256) ~enemek "hayvanı iğdiş etmek" YTS 83; ene- "to earmark" EDPT 171 |
| erin[10] | DS "dudak" (V 1770) DLT ėrin "dudak" (I 70) ~ėrin "lip" EDPT 232; erin "dudak" EUTS 74 |
| ersek[11] | DS "erkeğe düşkün kadın", (V 1776) DLT ersek "ortaya düşmüş azgın kadın, oruspu" (I 104) ~ersek "erkek isteyen kadın" YTS 85; erseg "a woman who runs after men, nymphormaniac" EDPT 237 |
| ġalġımak | DS "zıplamak, hoplamak" (VI 1901) DLT kalımak "sıçramak, çamışlanmak" (III 272) ~kalkımak "sıçramak, hoplamak, kalkmak" YTS 123; kalı- "to jump" EDPT 617 |
| gem | DS "insan ve hayvanda alt ve üst dudağın birleştiği yerde meydana gelen çatlak, yara" (VI 1985) DLT kem "hastalık" (I 338) ~kem "hastalık, rahatsızlık" KB/1057; kem "illness" EDPT 720; kem "ağrı, zahmet, hastalık, ıztırap" EUTS 105 |
| geneşmek | DS "danışmak" (VI 1990) DLT keñeş "işlerde danışma, görüşme, düşünme, tedbir" (III 365) ~geñeş "danışma, istişare" YTS 91; kiñeş "danışma, görüşme, düşünme" KB/5650; kėñeş "advice" EDPT 734 <kė:ne-; keñeş "müzakere, müşavere, danışık" EUTS 105 |
| genez | DS "kolay" (VI 1991) DLT keñes "sığ, az, kolay, hafif" (III 364) ~geñez "kolay" YTS 91; kenes (kenez) "easy" EDPT 734 |
| gerim | DS "dokumacılıkta tezgahlara gerilen çözgü iplikleri", (VI 2002) DLT kerim "duvarlara örtülen, kaplanan dokuma nesneler" (I 398) |
| geriş | DS "dağların ve tepelerin üst kısmı, sırt" (VI 2003) DLT keriş "üstüne çıkılabilen dağ tepesi" (I 370) ~keriş "the summit of any mountain that is climbed" EDPT 747 |
| geyle | DS "yapılması istenen bir iş üzerinde düşünme, çabalama" (VI 2016) DLT keđlemek "çabalamak" (III 299) ~keđ "çok, iyi, iyice" KB/176; keđle- "to exert" EDPT 703 |
| gez | DS "duvar taşları arasına konulan harç" (VI 2019) DLT kez "süt ve un gibi şeylerin tencere dibinde yapışıp kalan parçaları" (I 327) ~kez "sonra, başka; sefil, bedbaht" EUTS 108 |
| gezek | DS "sıra, nöbet", (VI 2021) DLT kezik "nöbet, işte nöbet" (I 391) ~gezek "sıra" YTS 93; kezig "sıra, nöbet" KB/713; kezig "turn" EDPT 758; kezig "tertipli, düzenli, sıra, dizi, muntazam sıralı" EUTS 108 |
| gezer | DS "havuç", (VI 2022) DLT gezer "havuç" (I 431) |
| girgin | DS "şubat ayında azan erkek deve", (VI 2083) DLT kirkin "boğranın, devenin azgın zamanı" (I 443) ~girgin ol- "erkek deve dişisini istemek" YTS 94; kirgin "the rutting of a stallion" EDPT 743 |
| gömeç | DS "yağda kızartılmış sıcak ekmek" (VI 2148) DLT kömeç "küle gömülerek pişirilen çörek" (I 12) ~gömeç "kül ekmeği" YTS 96; kömeç "('food) buried (in the ashes to cook it)' EDPT 722 <köm- |
| gönü | DS "olgun", (VI 2155) DLT köni "düz, doğru, emniyetli" (III 151) ~köni "dik, doğru, gerçek" KB/515; köni "straight; upright" EDPT 726; köni "dürüst, doğru, sadık, içten" EUTS 115 |
| göymek | DS "katlanmak, beklemek, sabretmek" (VI 2171) DLT köđmek "gözlemek, görmek" (II 87) küd- "beklemek" KB/1050 |
| ġulan[12] | DS "üç dört yaşındaki dişi tay" (VI 2191) DLT kolan "kolan, bağırdak; yaban eşeği" (I 214) ~kulun "tay" YTS 148; kulan "yaban eşeği" KB/284;kulun "a foal" EDPT 622 |
| güvez | DS "sabırsız, aç gözlü insan" (VI 2241) DLT küwez "gurur, mağrur, gururlu" (I 252) ~küve:z "proud, pride" EDPT 692; kövez "burnu havada, mağrur" EUTS 118 |
| güzü | DS "dokuma aygıtında iplikleri çaprazlama işinde kullanılan ağaç" (VI 2244) DLT küzük "çulha aygıtlarındandır, birbiri üzerine düğümlenen birtakım iplikler olup, onunla üst eriş, alt erişten ayrılır. Kumaş ve kumaşa benzer şeyler dokuyanlara da böyle denir." (I 321) ~küci "dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik taraç" YTS 150); kezük "something which is moved to and fro" EDPT 759 |
| ır | DS "ar, utanç" (VII 2480) DLT ır "utanma bildiren bir söz" (I 36) |
| ırık/ırk | DS "şans, uğur" (VII 2485) DLT ırk "kâhinlik, fal, yürektekini dışarı çıkarma" (I 42) ~ırk "divination" EDPT 213; ırk "işaret, rumuz, falcı" EUTS 118 |
| ıymak | DS "dokuma tezgahında halı, kilim vb. şeylerin iplerini yerletirmek, germek, ip çözmek" (VII 2498) DLT ıđmak "salmak, göndermek, serbest bırakmak" (I 210) ~ıymak "bozmak, ezmek" EUTS 87 |
| ici | DS "kardeş" (VII 2503) DLT içi "yaşça büyük olan erkek kardeş" (I 87) ~ece "reis, ulu, ileri gelen" YTS 78; içi "ağabey" EUTS 88;eçe "one's mother's younger sister" EDPT 20 |
| iğ | DS "hastalık, dert" (VII 2508) DLT ig "hastalık" (I 48) ~ig "verem, inceağrı" YTS 113; ig "hastalık, hasta" KB/156; i:g "illness, disease" EDPT 98; ig "hastalık" EUTS 90 |
| ilersik | DS "don uçkuru" (VII 2520) DLT ilersük "şalvar uçkuru" (I 152) ~ilersük "uçkur" YTS 114; ilersük "waist-belt" EDPT 151 |
| ilim[13] | DS "erik ve kayısı ağaçlarının çıkardığı zamk" (VII 2525) DLT yelim "tutkal, kendisiyle tüy ya da tüye benzer şeyler yapıştırılan tutkal" (III 20, 70) ~yelim "glue, paste" EDPT 929 |
| irteşmek | DS "itişip, kakışmak; kavga etmek" (VII 2553) DLT irteş kopmak "bahis kızışmak" (I 97) ~irdemek "araştırmak, incelemek, denetlemek" YTS 116; irteş- "araştırmak" KB/6204 |
| kesme | DS "alındaki saçlar, kakül" (VIII 2767) DLT kesme "kakül, zülüf, perçem" (I 11) kesme "perçem, saç" KB/3284 |
| keveke | DS "iyi pişmemiş yemek" (VIII 2275) DLT keweg "burundaki kıkırdak" (I 391) ~kevig "the cartilage of the nose" EDPT 688 |
| kezlik | DS "çakı, bıçak" (VIII 2780) DLT kezlik "küçük kadın bıçağı" (I 478) ~kezlik "a small knife" EDPT 760 |
| kıcı | DS "hardal tohumu" (VIII 2782) DLT kıçı "hardal" (III 238) ~kıçı "tereye benzer bir ot, kekik" YTS 136; kı:çı "mustard" EDPT 590 |
| kırt | DS "küçük" (VIII 2836) DLT kırt "kısa" (I 342) |
| kıv | DS "yazgı, baht" (VIII 2849) DLT kıw "devlet, kut, baht" (I 301) ~kı© "kut, devlet, mutluluk" KB/2105; kıv "kut, saadet" EUTS 177; kıv "good fortune" EDPT 579 |
| kiğ | DS "keçi, koyun, deve vb. hayvanların yuvarlak gübresi" (VIII 2870) DLT kıġ "toprağı kabartmakta kullanılan gübre" (III 129) ~kık "gübre, çerçöp, pislik" EUTS 174; kı:ġ "animal dung" EDPT 608 |
| kirşan | DS "üstübeç, allık, pudra" (VIII 2881) DLT kirşen "üstübeç, yüze sürülen düzgün" (I 437) ~kirşe:n "white lead used as a cosmetic" EDPT 747 |
| kiyiz | DS "keçe" (VIII 2888) DLT kiđiz "keçe" (I 316) ~kiđiz "keçe" KB/4442; kidiz "keçe" EUTS 109; kiđiz "felt, a felt" EDPT 707 |
| koğuş ağacı | DS "dağ yamaçlarında yetişen dallarından ok ve yay yapılan bir çeşit ağaç, kayın ağacı" (VIII 2903) DLT koġuş "okları perdah etmek için koğuş ağacından yapılan aygıt" (I 369) ~koġuş okı "cross-bow arrow" EDPT 613 |
| küsemek | DS "beğenmek, imrenmek" (VIII 3049) DLT kösemek (III 265) ~kösemek "gıpta etmek, imrenmek" YTS 146; küse- "istemek, arzulamak, özlemek" KB/363; kösemek "arzu etmek, dilemek" EUTS 118; küse- "to wish, desire, long for" EDPT 749 |
| küt ol- | DS "kötürüm olmak, bacakları tutmamak" (VIII 3054) DLT ketü "çolak" (III 219) ~küt ol- "kötürüm olmak, elden ayaktan düşmek" YTS 151 |
| ma | DS "işte" (IX 3097) DLT ma "al, işte anlamında bir kelime" (III 213) ~me/ma "nah, işte al" YTS 153; ma "ve, ise, bizzat" EUTS 127 |
| obruk[14] | DS "çöken, kayan toprak; kayşa" (IX 3261) DLT obrak "eskimiş" (I 118) ~obruk "çukur, oyuk" YTS 165; oprak "shabby" EDPT 13 |
| oñ | DS "sağ" (IX 3280) DLT oė "kolay" (I 41) ~oñ "sağ, sağ taraf" KB/536;oñ "sağ, batı yönü" EUTS 141 |
| oyuk | DS "bostan korkuluğu" (IX 3303) DLT oyuk "hayal, belge, bostan höyüğü" (I 81) ~oyuk "insan ya da hayvan şeklini andırır korkuluk" YTS 165; oyuġ "gölge, hayal" KB/3382;oyuk "mirage, landmark" EDPT 270 |
| ozmak | DS "öne geçmek, yarışı kazanmak" (IX 3306) DLT ozmak "başkasından ileri geçmek" (I 173) ~oz- "geçmek, ileri geçmek" KB/248; ozmak "kurtulmak, halas olmak, uzaklaşmak" EUTS 145;Kökt. oz- "kurtulmak, ileri gitmek" (BK D/28; o:z- "to outstrip, to escape, to surpass" EDPT 270 |
| öd | DS "zaman" (IX 3309) DLT öđ "zaman, vakit" (I 245) ~öđ "zaman, vakit" KB/1211; ö:d "time" EDPT 35; öd "zaman" EUTS 146; Kökt. öd "zaman" (BK D 18) |
| ödgönç | DS "öykü" (IX 3313) DLT ötkünç "hikaye" (I 161) ~ötgünç "taklit" KB/874; ötgünç "story, narrative" EDPT 52 |
| öğür | DS "keçilerin gece yattıkları yer" (IX 3321) DLT ögür "koyun, geyik, bağırtlak kuşu gibi şeylerin bir arada bulunması" (I 54) ~ögür "a herd" EDPT 112; ögür "hara, sürü" EUTS 148 |
| ök | DS "akıl" (IX 3324) DLT ök "akıl ve anlayış" (I 48) ~ög "akıl, hatır, zihin" YTS 166; ög "akıl, anlayış" KB/25; ök "the mind" EDPT 99; ög "akıl, zeka" EUTS 146 |
| öllütmek | DS "ıslatmak" (IX 3333) DLT ölitmek "ıslatmak" (I 213) ~ölütmek "ıslatmak" YTS 168; öli- "ıslanmak" KB/1408; ölit- "to moisten, or wet" EDPT 132 |
| ömzek | DS "yıkılacak gibi olan duvarı sağlamlaştırmak için önüne yapılan duvar" (IX 3338) DLT ömzük "eğerin ön ve arka tarafları, ucu" (I 105) ~ümzük "the extremity of a saddle-bow in front and behind" EDPT 165 |
| örtmen | DS "yüzey" (IX 3350) DLT örtmen "dam, satıh" (III 412) ~örtmen "roof and the like" EDPT 207 |
| ötkü | DS "bedel" (IX 3357) DLT ötki "ivaz, bedel, karşılık" (I 128) ~ödki "zamanla ilgili" EUTS 146; ötki "equivalent exchange" EDPT 51 |
| ötmek | DS "ekmek" (IX 3358) DLT ötmek "(yenecek) ekmek" II 268) ~etmek "ekmek" YTS 86; etmek/ötmek "bread" EDPT 60; ötmek "ekmek" EUTS 154 |
| özlek | DS "zaman" (IX 3372) DLT özle "öğle vakti" (I 114) öđlek "zaman, felek" KB/647; öđleg "time" EDPT 55 |
| sağrak | DS "bardak, kadeh", (X 3514) DLT saġrak "sürahi, kâse, kap" (I 100) ~saġrak "bardak, kadeh" YTS 177; saġrak "cup, goblet" EDPT 815 |
| sağrı | DS "üstü ince deri ile kaplı sandık", (X 3515) DLT saġrı "deri, herşeyin derisi" (I 421) ~saġrı "raw hide" EDPT 815 |
| saka | DS "ekilmeyen yerler" (X 3517) DLT saka "dağ yamacı" (III 226) ~saka "the foot of a mountain" EDPT 805 |
| sanduvaç | DS "bülbül" (X 3536) DLT sanduvaç "bülbül" (I 529) ~sandvaç "bülbül" KB/78; sanduwa:ç "nightingale" <Sogd. zntw'çh "sweet-voiced" EDPT 837 |
| sarmak | DS "köpek havlamak, saldırmak" (X 3547) DLT sarmak "kızmak, çıkışmak, sert söz söylemek" (II 38) ~sarma:k "to wrap round, enfold" EDPT 852 |
| sart | DS "tüccar" (X 3548) DLT sart "tacir, tecimen, satıcı" (I 66) ~sart "tacir, satıcı" KB/2745; sart "merchant" EDPT 846; sart "kervan, tüccar" <Skr. s@rtha "kervan, tüccar" EUTS 198 |
| savcı | DS "sözcü, mektupçu" (X 3553) DLT sawçı "elçi, peygamber; hısım ve dünürlerin arasındaki elçi" (III 154) ~sa:vçı "go-between; a prophet; messenger" EDPT 758; savçı "haberci" EUTS 199 |
| say | DS "dik, kayalık, taşlık yer" (X 3556) DLT say "kara taşlık yer" (III 158) ~say "dibi yere gömülü kaygan kaya" YTS 182; say "çakıl" KB/212;sa:y "an area of ground covered with stones" EDPT 858; say "kır, çöl, taşlık, bozkır" EUTS 199 |
| serinmek | DS "sabırla beklemek" (X 3589) DLT serinmek "sabretmek" (II 167) ~serin- "sabretmek" KB/3067; serin- "to be patient" EDPT 854; sarinmek "beklemek, tutunmak, tahammül etmek" EUTS 201 |
| sınar/sıñar | DS "akraba, yakın; eşdeğer" (X 3609) DLT sıñar "bir şeyin tarafı, yanı" (III 375) ~sıñarı "kendisi gibi, benzeri arkadaş, akran, emsal" YTS 186; sıñar "yan, taraf" KB/1786; sıña:r "a side" EDPT 840; sıñar "burç mıntıkası, yön, taraf; bir nesnenin yarısı" EUTS 204 |
| sibek | DS "el değirmenlerinde alt taşın ortasına çakılan, üst taşın dönmesini sağlayan küçük kazık ya da sivri demir" (X 3629) DLT sibek "değirmen taşının üzerinde döndüğü demir" (I 389) ~sibek "the pivot of a hand-mill" EDPT 788 |
| sibek | DS "küçük çocukların yataklarını kirletmemeleri için beşiğe takılarak sidiği oturağa götüren tahta boru, kamış" (X 3628) DLT sibek "çocuğun işemesi için beşiğe konan kamış" (I 389) |
| silik[15] | DS "uysal (kimse)" (X 3634) DLT silig "temiz, yakışıklı, tatlı dilli" (I 390) ~silig "temiz, ince, nazik; tatlı dilli" KB/42-43; silig/silik "clean, pure, smooth" EDPT 826; silig/k "arı, temiz, pak, bakire" EUTS 205 |
| sip | DS "domuz yavrusu" (X 3644) DLT sıp "iki yaşına girmiş olan tay" (I 207) ~sıp "one year-old colt" EDPT 783 |
| siyek | DS "koyun, keçi vb. hayvanların kızgınlık dönemlerinde dişilik ya da
erkeklik organlarından akan sıvı; ayak yolu, hela" (X 3652) DLT siđük "sidik" (III 321) |
| siymek | A.Ağz "hayvan işeme, sidiklemek" (X 3652), DLT siđmek "işemek" (II 295) ~si:đ- "to urinate" EDPT 799 |
| süci | DS "şarap" (X 3704) DLT süçük "şarap" (II 190) ~süçi "şarap" YTS 195; süçig "tatlı" KB/1170; sü:çig "sweet, a sweet substance" EDPT 796; süçüg "tatlı şarap; tatlı, lezzetli" EUTS 213 |
| ttanmak | DS "kınamak, ayıplamak, aldatmak" (X 3821) DLT tanmak "inkar etmek" (III 184) ~tañmak "hayrete kalmak, şaşmak" YTS 202; tan- "inkar etmek" 3892; ta:n- "to deny; to disclaim" EDPT 513; tanmak "inkar etmek; kötüleşmek" EUTS 224 |
| tap | DS "uygun, oranlı" (X 3822) DLT tap "elverir, yeter" (I 318) ~tap "yetişir, kafi, doğru" YTS 203; tap "elverir, yeter" KB/318; tap "satisfaction, suffuciency; satisfactory, sufficient" EDPT 434; tap "arzu, istek" EUTS 224 |
| tapuk | DS "boyun eğme, gönül verme" (X 3822) DLT tapuġ "hizmet, tapma, tapı" (I 373) ~tapu "hizmet, görev, ibadet, yüceltme, saygı" YTS 203; tapuġ "hizmet, ibadet" KB/97-467; tapıġ "tapma, perestij etme, hürmek" EUTS 224 |
| tar | DS "sal" (X 3830) DLT tar "kelek (ırmaklarda) sal" (III 148) ~tar "a raft made of inflated skins fastened together" EDPT 528; tar "sal" EUTS 225 |
| ttatır | DS "kısa otlu çayır" (X 3843) DLT tatır yer "kıraç yer" (I 361) ~tatır "a flat sown field" EDPT 458 |
| tavuş | DS (Karaçay göçmenlerinde) "ses, hafif gürültü, takırtı" (X 3850) DLT tawuş "duygu ve kımıldanma" (I 367) ~tavış "a sound" EDPT 446 |
| tef | DS "zararlı şeylerin varlığı" (X 3858) DLT tef "hile, al" (I 332) ~tevlig "hile, aldatma" KB/313; Kökt. teblig "hilekâr, aldatıcı" (KT D/6); tev "trick, device" EDPT 434 |
| temen | DS "tütün dizmeye yarayan iğne" (X 3875) DLT temen "büyük iğne, çuvaldız" (I 402) ~temen "a large needle, packing needle" EDPT 507 |
| ten | DS "nem" (X 3876) DLT teñ "göl, bataklık" (I 528) ~teñ "marsh" EDPT 512 |
| ter | DS "ücret" (X 3888) DLT ter "ücret, çalışana verilen para" (III 148, 212) ~ter "ücret" KB/5078; te:r "wages<sweat" EDPT 528; ter "ücret" EUTS 234 |
| tezik | DS "çabuk, tez" (X 3906) DLT tezik "halk arasında ürküntü, panik" (I 387) ~tezikmek "sıçramak" YTS 207; tezig "ürkek, ürkmüş" KB/712; tezig "panic in the tribe" EDPT 574 |
| tezmek | DS "kaçmak" (X 3907) DLT tezmek "kaçmak" (II 8) ~tezmek "kaçmak" KB/548; tezmek "kaçmak, firar etmek" EUTS 236); tez- "to run away, fly" EDPT 572 |
| tıyılma | DS "perhiz" (X 3927) DLT tıđılmak "kaçınmak, çekinmek, alıkoymak, engel olmak" (II 126) ~tıđın- "kaçınmak, sakınmak" KB/1380; tıđıl- "to be obstructed" EDPT 456;tıdılmak "mani olunmak" EUTS 236; Kökt. tid- "engel olmak, tutmak" (KT K/11) |
| tut | DS "gözde oluşan kara benek" (X 3997) DLT tut "kılıç ve benzeri şeylerin üzerine çöken pas" (II 281) |
| tükel | DS "tam, bütün" (X 4006) DLT tükel "tamamen, büsbütün" (I 60) ~dükeli "hep, hepsi, bütün, cümle, herkes" YTS 74; tükel "tam, bütün" KB/627; tükel "complete, entire" EDPT 480; tükel "tam, tamamıyla, iyi halde" EUTS 257 |
| ukmak | DS "tasarlamak" (XI 4031) DLT ukmak "anlamak" (I 168) ~uk- "anlamak" KB/671; uk- "to understand" EDPT 77;ukmak "anlamak, öğrenmek" EUTS 266 |
| umunç | DS "umulan, beklenen, olması istenen" (XI 4038) DLT umunç "umma, umut etme" (I 133) ~umınç "ümit, umut" KB/2812; umun- "to desire, request, or pray for" EDPT 162;umunç "umma, umut" EUTS 265 |
| uyunmak | DS "bayılır gibi olmak" (XI 4051) DLT uđınmak "sönmek" (III 26) ~uġunmak/uvunmak "bayılacak hale gelmek, bayılmak, aklı başından gitmek" YTS 218; uđın- "sönmek" KB/4694; uđın- "to sleep quitely, go to sleep" EDPT 62 |
| üceşmek | DS "lades tutuşmak" (XI 3308) DLT öceş "yarış" (I 61) ~öceşmek "bahis tutuşmak" YTS 166; öceş- "yarış etmek" KB/4086; ö çeş- "to be hostile to one another" EDPT 32; öceşmek "kin beslemek; çekişmek" EUTS 145 |
| yakılmak | DS "alışmak, sevgiyle bağlanmak" (XI 4128) DLT yakılmak "dokunmak, yaklaşmak" (III 81) ~yakılmak "derin bir sevgi duymak" YTS 230; yak- "yaklaşmak" KB/3448; yakmak "hoşa gitmek, yakışmak" EUTS 280 |
| yalvı | DS "büyü" (XI 4150) DLT yalwı "büyü, sihir" (III 33) ~yelvi "sihir" EUTS 292; yñlvi "sorcery, witchcraft" EDPT 919 |
| yamız | DS "yan; yamak, kul" (XI 4156) DLT yamız "kaşığın iki tarafı, kalçanın iç yandan uçları" (III 10) ~yamız "the groin" EDPT 940; yamız "kasık" EUTS 283 |
| yancık | DS "çobanların azık torbası" (XI 4162) DLT yançık "torba, kese" (II 250) ~yuncuk "kese, torba, boyundan geçirilerek yana asılan torba" YTS 233; yancuk "a pocket" EDPT 945; yançuk "kese, torba, cep" EUTS 283 |
| yavlak | DS "uğursuz" (XI 4205) DLT yawlak "kötü, fena, değersiz" (I 177) ~ya©lak "kötü" KB/194; yavla:k "bad, evil" EDPT 876; yablak "kötü, fena" EUTS 278; Kökt. yablak "fena, kötü; kötülük" (KT D/5, BK D/20) |
| yay | DS "yaz" (XI 4208) DLT yay "ilkbahar, yaz" (I 13) ~yay "yaz, sıcak mevsim" YTS 240; yay "yaz, ilkbahar" KB/4623; ya:y "summer" EDPT 980; Kökt. yay "yaz" (BK B/3) |
| yelpik | DS "aklına eseni yapan, deli fişek" (XI 4239) DLT yelpik "cin ve yel çarpması" (III 46) ~yñlpik "difficulty in breathing, severe asthma" EDPT 920 |
| yençmek | DS "sarsmak, silkelemek, tartaklamak" (XI 4244) DLT yençmek "ısırmak; yere vurup ayağıyla ezmek; kötüleşmek" (III 303) ~yençmek "yassılatmak, yapıştırmak, çekip sıkıştırmak" YTS 242; yenç- "koparmak" KB/2945; yanç- "to crush, trample on" EDPT 944; yançmak "ezmek, kırmak, parçalamak" EUTS 283 |
| yerdeş | DS "ildeş, hemşehri" (XI 4250) DLT yerdeş "hemşehri" (I 407) ~yerdeş "hemşehri" YTS 242; yerdeş "fellow, countryman" EDPT 959 |
| yetiz | DS "tamam, henüz, yeteri kadar" (XI 4258) DLT yetiz "enli, enine geniş olan şey" (III 10) ~yetiz "geniş, enli" KB/3416; yetiz "wide, broad, far-reaching" EDPT 894 |
| yığlamak | DS "ağlamak" (XI 4262) DLT yığlamak "ağlamak" (I 272) yıġla- "ağlamak" KB/1235 |
| yıpar | DS "güzel koku" (XI 4279) DLT yıpar "misk" (I 327) ~yıpar "misk" KB/64; yıpar "misk, koku, rayıha" EUTS 294; yıpa:r "musk" EDPT 878 |
| yırah/yırak | DS "uzak, ırak" (XI 4273) DLT yırak "uzak, ırak" (I 97 |
| yirmek | DS "dilmek, yarmak" (XI 4280) DLT yermek "yaş bir şeyi demirle kesmeksizin uzunlamasına ayırmak" (III 58) ~yirimek "parçalanmak, yarılmak" EUTS 298 |
| yiti | DS "çok acı ya da ekşi" (XI 4281) DLT yitik "keskin, bilenmiş" (I 384) ~yiti/iti "sert, keskin, şiddetli" YTS 119; yiti "keskin" KB/927; yitig "sharp; alert, quick, clever" EDPT 889; yiti "keskin" EUTS 299 |
| yiv | DS "koku" (XI 4283, yiğ "koku" (XI 4276) DLT yıđ "koku", (II 48) ~yiydin "kokmuş, kokuşmuş; fena halde kokulu bir ot" YTS 248); yıđ "koku" KB/70; yı:đ "scent, odour, smell" EDPT 883; yıd "koku, rayıha, ıtır, misk" EUTS 293 |
| yok/yoku | DS "leke, iz, kalıntı, bulaşık" (XI 4287) DLT yok "çanak bulaşığı" (III 4) ~yok "kötü, fena; yok" EUTS 301) |
| yolak | DS "su yolu, ark, oluk" (XI 4289) DLT yolak "çay" (I 222) ~yolak "a small path" EDPT 925 |
| yordam[16] | DS "kılavuz, yardımcı" (XI 4296) DLT yorçı "usta, kılavuz" (III 30) ~yordam "kılık, kıyafet" YTS 250 |
| yoymak[17] | DS "yazılan yazıyı silmek, bozmak" (XI 4301); yozmak (IV) "silmek (yazı
için) (XI 4304) DLT yođmak "silmek, bozmak, mahvetmek" (III 434) ~yoymak "silmek, imha etmek, izale etmek, bozmak" YTS 251; yođ- "silmek, bozmak" KB/2798; yo:đ- "to destroy, obliterate, wipe out, wipe off" EDPT 885; yodmak "sonuçlandırmak, sona eriştirmek" EUTS 300 |
| yozmak | DS "bitki hayvan zamanla soysuzlaşarak bozulmak, yabancılaşmak" (XI 4303) DLT yozamak "kısır kalmak" (III 88) |
| yörek | DS "çocuğun düşmemesi için beşiğe bağlanan ip" (XI 4309) DLT yörgek "örtü" (II 289) ~yörenmek "dolaşmak, yaklaştırma" YTS 251; yörgemek "sarmak, örtmek, çevrelemek, bağlamak" EUTS 303 |
| yubanmak | DS "gecikmek, ayak sürümek" (XI 4310) DLT yubanmak "ihmal etmek, yüzüstü bırakmak" (III 86) ~yuba:n- "to be careless, negligent" EDPT 878 |
| yubatmak | DS "geçiktirmek" (XI 4310) DLT yubatmak "savsaklamak, savsaklamayı emretmek" (II 315) |
| yund/yunt | DS "at; damızlık eşek" (XI 4320) DLT yund "at (cins adı) atlar, at sürüsü" (I 235) ~yund "kısrak" YTS 253; yond "at" KB/5370; yunt "horse" EDPT 946; yunt "at" EUTS 305) |
----------------------------------------------------
(*) Divanû Lügati't-Türk ile Anadolu Ağızlarındaki Ortak Unsurlar Üzerine Bir
Deneme", Divanû Lügat't-Türk Bilgi Şöleni Bildirileri, 7-8 Mayıs 1999
Ankara, s. 106-130.
-
Turkish Studies,
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic,
Volume 3/1 Winter 2008
(**) Yard. Doç. Dr., Muğla Üni. Fen-Edb. Fak. Türk
Dili ve Edb. Böl.
[1] Zeynep Korkmaz "Eski Türkçedeki Oğuzca Belirtiler", Bilimsel Bildiriler
1972 (TDK), Ank. 1975, s. 433-446.
[2] Zeynep Korkmaz, Türk Dili Üzerine Araştırmalar I, s. 241-253.
[3] Zeynep Korkmaz, "Oğuz Türkçesinin Tarihî Gelişme Süreçleri ve Divanu
Lügati't-Türk" Türk Dili, Sayı 570, Haziran 1999, s. 459-470.
[4] Yazı dilimizde bu kelime, "aşı boyalı" ve "aşı boyası" şeklinde tamlamalarda
kullanılabilmektedir. (Türkçe Sözlük, C. I, s. 97).
[5] Bu kelime yazı dilimizde "kundak, çocuk bezi; beşiğe konan yatak"
anlamlarıyla yer almaktadır. (Türkçe Sözlük, C. I., s. 165).
[6] Yazı dilimizde "taşlık yer, çıplak tepe" anlamlarıyla yer alıyor. (Türkçe
Sözlük, C.I., s. 271).
[7] Yazı dilimizdeki "bölme veya paravana"
anlamında kullanılan çığ ile birleştirilebilir. (Türkçe Sözlük, C.
I., s. 299).
[8] Yazı dilimizdeki eğir kökü ile birleştirilebilir.
(Türkçe Sözlük, C.I., s. 435).
[9] Bu kelime yazı dilimizde "erkeklik
bezlerini burarak veya çıkararak erkekliğini gidermek, iğdiş etmek, hadım
etmek" anlamıyla yaşamaktadır. (Türkçe Sözlük, C. I., s. 475).
[10]
Yalova-Kadıçiftliği'nden derlenen bu kelime yalnızca Karaçay Türklerinde
kullanılmaktadır. Bk. Hasan Eren, "Anadolu'da Kafkasya Türkleri" Türk Dili
Araştırmaları Yıllığı-Belleten 1961, s. 333.
[11] Yazı dilimizde erse-
"erkek istemek" fiili bulunmaktadır. (Türkçe Sözlük, C.I., s. 464.
[12]
Yazı dilimizde kulun "at ve eşek yavrusu" kelimesi bulunmaktadır. (Türkçe
Sözlük, C. II, s. 926).
[13] Hasan Eren bu kelimede ilkses y-'nin
ilik,
inci, ip, ipek kelimelerinde olduğu gibi sonradan düştüğünü belirtmektedir.
Bk. Hasan Eren, "Sırça Köşkte III", Türk Dili, Sayı 499, Temmuz 1993, s. 65.
[14] Yazı dilimizde obruk "İçinde su biriken çukur yer, doğal kuyu"
anlamıyla birleştirilebilir. (Türkçe Sözlük, C. II., s. 1097).
[15] Bu kelime yazı dilimizde sonses damak ünsüzünün düşmesiyle sili "arı,
temiz" şeklinde yaşamaktadır. (Türkçe Sözlük, C. II, s. 1308)
Kahramanmaraş'ın Hacımustafa köyünde arı sili kal-, arı sili ol-
biçiminde kalıplaşmış olarak kullanıldığı öğrencimiz Musa Karakulak'tan
tespit ettik.
[16] Bu kelime yazı dilimizde "çeviklik, çalım, yatkınlık, yeti meleke"
anlamlarıyla yaşamaktadır. (Türkçe Sözlük, C. II, s. 1640).
[17] Ayrıca bk. Hasan Eren, "Sırça Köşkte -III-"... s. 50-51.
KISALTMALAR
DLT: Divanü Lügati't-Türk Dizini "Endeks", Ank. 1943 (2. bas. 1985)
(Haz.: Besim Atalay)
Alt.Gr.: Alttürkisch Grammatik, A. von Gabain, (Eski Türkçenin Grameri, Çev.
Mehmet Akalın), Ank. 1988
DS: Derleme Sözlüğü, I-XII, TDK, Ank. 1963-1982
EDPT: An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish, Sir
Gerard Clauson, Oxford University, 1972
EUTS: Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü, Ahmet Caferoğlu, İst. 1968
Kökt.: Köktürkçe
KB: Kutadgu Bilig III, Reşid Rahmeti Arat (Hazırlayanlar: Kemal Eraslan,
Osman F. Sertkaya, Nuri Yüce) İst. 1979
YTS: Yeni Tarama Sözlüğü (Düzenleyen: Cem Dilçin) Ank. 1983
Türkçe Sözlük: TDK, Ank. 1988